Merhaba, Sevgili Arkadaşlar;
Özgürlük ne kadar güzel bir şey ya.... Özellikle, bedenden çok, ruh ve kafa özgürlüğü...
Kendi müzik özgürlüğümden bahsedeceğim sizlere. Bütün müzik adına yapılan harcamalar, kendimiz tarafından karşılanmakta. Bu güne kadar sponsorum hiç olmadı. Zaten size para harcatmadan her şeyi karşılayan bir yapımcı da yok buralarda. Hiç bir plak şirketiyle albüm dağıtım sözleşmesi dışında kısa yada uzun yıllar bağlanacağım bir sözleşme imzalamadım. Evet bir kulvarım vardı ama hiç kimseyle bir yarışım yoktu. Hem müzik yapmayı düşündüğünü sanan kişilerle ilgilenmememden hem de bir yarışa gerek (ihtiyaç) duymamamdan kaynaklı.bir yarış içinde olmadım. Şarkılarımın besteleri ve sözleri zaten bana ait. Bu konuda da özgürüm. Ne yaptıysam kendim ve eşimle yaptım. Kimseden hiç bir destek görmedim. Bu da özgürlüğümü daha da mümkün ve güzel kıldı.
Müzik benim için su içmek gibi bir şey; yaşam kaynağı. Bir zorunluluk. Ve ben en başından beri müziğimi bedenleştirdim. Onunla gezdim, onunla yattım, onunla kalktım, dans ettim, eğlendim, ağladım, yani onunla yaşadım. Dolayısıyla benimle yaşayan ve onunla yaşadığım birisini (benim bildiğim müziği) başkasının beğenip beğenmediği ne kadar umrumda olabilir ki ? Hayatımda benim kabul ettiğim ve sevdiğim şeylere başkasının ilgi gösterip göstermemesi, sevip sevmemesi inanın beni hiç ilgilendirmiyor.
İşin emek ve tadmin tarafındaysa, elbette alkışlanmak ve takdir görüp onaylanmak güzel bir duygu. Bunlar yaptığın işin karşılığı gibi görülebilinir. Bu takdir edilmenin bir süre sonra etkisinin geçeceğini ve kişiyi tekrar bir hırsa büreceğini ve de böyle bir takdir edilmenin bir daha yaşanmaması halinde kişide büyük depresyonlar yaratacığını biliyorum. Benim acımdan bunlara hiç gerek yok. Bunlar benim için bir mastürrbasyon. Bir ego okşanması. Bir tadmin yolu. Bense mastürbasyon sevmem. Egom normal bir insandaki kadar azdır. Kibirden nefret ederim ve de güç sahibi şımarıklardan...En azından böyle bir tadmin şeklinin (alkışlanmak, onaylanmak, takdir edilmek v.b) ilk tercihim olmayacağını söylemek isterim. Benim tadminim kendimle, ruhumun ve duygularımın kendi yaptığım şeyle doyuyor olmasıyla. Yaptığım üretime onay vermemle. Yani "Kendin için mi müzik yapıyorsun? diye klişe bir şey sorsalar düşünmeden "evet" derim. Çünkü müzik benim eski bir yoldaşım.Onunla ilgili düşüncelerimi hiç kimsenin düşüncesi yada kararı, yorumu değiştiremez. İnsanlar müziğim hakkımda benimle aynı düşüncedelerse, aynı beğenidelerse, aynı onaydalarsa o zaman zaten aynı noktada (sahnelerde) buluşur hep beraber şarkıları söyleriz. Değilseler de kalan sağlar benimdir. Herkes yoluna (tercihine) gider. Ne bir pop listesi sıralamasında, ne haber olmakta, ne de meşur (popüler) olmakta gözüm var. Sadece müzik yapmakta büyük bir inadım, azmim, inancım, gücüm ve kararlılığım mevcut. Oralarda olmak sadece yolda rastlayabileceğim olasılıklar. Bir başarı tanımım yok. İnsanların "Evet, başardı" şeklindeki onayına ihtiyacım yok. Müziğimle hayatın keyfini çıkarıyorken neden başardım mı, başarmadım mı diye düşüneyim ki? Neyi başaracağım anlamadım? Müzik öyle benim ki ve benimle ki yapay şeylerle onu tanımlamak ve onu bir sınıfa sokmak, basite indirgemek beni üzer. Geriye dönüp baktığımda güzel bir yolda çok keyifli bir seyahat yapmışız müziğimle. Şimdi bakıyorum da biz aynı yerde değiliz. Yolumuzda yol aldıkça hayatın tüm süprizlerini, neşesini ve acısını onunla beraber yaşıyorum. Gelişiyorum, öğreniyorum, yeni şeylerle karşılaşıyorum. Kafamızın aynı olduğu insanlarla karşılaşıyoruz seyrek de olsa. Karşılaşamadığımız insanlarınsa kaybı olarak görüyorum müziğimi. Gerçekten onların, organik, samimi, gerçek müzik dinlemelerini canı gönülden isterdim. Benim müziğimi bir şeye benzetemeyenleri, beğenmeyenleri de büyük bir saygı ve anlayışla karşılıyorum. Çünkü geniş bir değerlendirme yaptığımda bunu normal buluyorum.
İşte müzikteki özgürlüğüm böyle. Müzikteki hareket alanım çok özgür. Tadmin ve keyif eşiğim çok yüksek.
Daha nice güzel geçecek günlerimize yoldaşım Müzik.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder