Esasında, daha önce bir film yada dizi yorumu yapmadım. Bunu tamamiyle bir seyirci gözüyle yapıyorum. “Bu kadar beğenilen bir dizi de neler olmuş olabilir” diye merak edip izlediğimde kendimde yazma gereği duydum. Dizi izlemem ama Orhan Pamuğun aynı adlı romanından uyarlanan bu diziyi gerçekten merak etmiştim. İzledikten sonraki genel görüşüm, dizi beni içine çekemedi, bir duygu geçmedi bana, oyunculuklar gayet iyiydi. Ama karakterlerde bir olmamışlık vardı. Anlamsızlıklar, zorlama kurgular… İşleyişte bir monotonluk ve olmayan bir şeyler vardı. Dizinin gereksiz uzatıldığını da düşünüyorum. O dönem çok güzel anlatılmıştı. Evler, arabalar, mekanlar, kıyafetler özlemimi arttırdı, biraz da buruk bir hüzün düşürdü içime. Bir de bu hikayenin hayal ürünü olduğunu öğrendim. Gerçek hayatta bunlar yaşanmamış ve o müze de kitaptan çıkan bir sunummuş. Kurgu yani. O eşyalar sadece o dönemin hatırası. Benim için Türk Sinemasındaki en iyi aşk filmi; 2008 yapımı “Issız Adam” dı. Cemal Hünal – Melis Birkan rollerinin haklarını fazlasıyla vermişlerdi. Ve filmi yaşıyordunuz. Çok gerçekçiydi. Daha hayatın içindendi. Ve ister istemez göz yaşlarınıza hakim olamıyordunuz. Hiç unutmam bu filmi Reks sinemasında izlemiştim. Yanımda iki kadın filmin sonuna doğru hıçkıra hıçkıra ağlamışlardı. Bu zamanda bakıyorum, beğenilen şeylere. Bu mu? Diyorum kendi kendime. Beğeniler çok değişmiş. En olmaz şeyler beğeniliyor. Jenerasyon farkı var, zeka ve güdüler – duygular farklı işliyor.
Dizide,
Kemal neden Füsunu gerektiği gibi sahiplenip onunla evlenmedi?” sorusu havada
balon gibi asılı kalıyor. Füsun, aslında gözü yükseklerde olan bir karakter
miydi, bu yüzden mi Kemal ile ilişki yaşadı,onu da anlamış değilim. Ben puan
verecek olsam, beş üzerinden üç buçuk yıldız verirdim bu yapıma. Set ekibine,
zaman ve emek harcayan herkese teşekkür etmek gerekir.
BÖLÜM
1
-
İlk
bölüm, ilk sahne Kemal, Orhan Pamuktan aşkını roman gibi yazmasını istiyor.
Orhan Pamuğu nereden tanıyor, onu nereden buldu ve de Orhan Pamuk her gidene
roman mı yazıyor?
-
O
sahnede 8 yıl birlikte Füsun ve ailesiyle yediği masadan bahsediyordu. Kızın
ailesi sekiz yıl neden bu adamın gelip gitmesine şaşırmadı ve neden bu sekiz
yıl sürdü?
-
“Ben
bir kadını eşyalarını saklayacak ve o eşyalarda teselli arayacak kadar çok
sevdim.” diyor Kemal. Ama Füsunla ısrarla evlenmiyor. En başta tercih yapmıyor,
tercih yapamıyorsa nasıl çok sevmiş oluyor? Burjuva hayatını ve ne derler
düşüncesini ve bence eşyaları daha çok seviyor. Obje (meta) fetişi var.
-
03.37’deki
sahnede Füsun ile nişanlanmak üzere olan ve ailece yemeğe çıkmış Kemali
görüyoruz. Her şeyden memnun, hevesli, mutlu görülüyor. Davetiyeyi Sibel seçti
deyip ona sevgi gösterisinde bulunuyor. Demek ki hissettikleri gerçek değil.
Zorlama.
-
Ertesi
gün Sibelin beğendiği çantayı almaya gidiyor. Ve ne tesadüftür uzaktan akraba
kızı tezgahtar çıkıyor. (Türk Filmlerinin klişe oldurmaları) Kemal onu hemen
tanıyor. Füsun da onu tanıdığını ama utancından söyleyemediğini ifade ediyor.
Kemal; “Sen ne kadar büyümüşsün bakiiim” diyerek esasında baştan abi deme lazım
olurun adını koyuyor.
-
Dizinin
08:46’cı dakikasında Kemal, Füsunu araştırmaya başlıyor. Yemek masasında onu
annesine soruyor. Ne çabuk bir tornistan. Sibel ikinci sıraya düştü bile.
Annesi uyanıyor ve alttan alttan, “Unutma, dikkat et sen çok güzel, çok özel
bir kızla nişanlanmak üzeresin” diyor.
-
12:08’inci
sahnede Sibel ile akşamları şirkette, deri koltuk üzerinde sevişiyor Kemal.
Yani o kızda da bir usulsüzlük yapıyor. Hem, o dönemin çok dikkat edilen
bekaret konusunu çiğniyor. Evlenmeden önce ilişki yaşıyor hem de iş yerinde bu
eylemi gerçekleştiriyor. Bir benzerini Füsuna da yapıyor. Bir yandan da baskı
hissediyor, Sibel’in bekaretini kendisine verdiği için ondan ayrılma imkanının
olmadığını söylüyor.
-
12:51’de
Füsun, Sibel ve Kemali güle oynaya kaldırımda yürürken görüyor. Buna rağmen
dizinin geri kalanında Kemal ile her şeyi yapmaktan geri kalmıyor.
-
Kemal,
Sibele, artık “Merhamet Apartmanında” buluşabileceklerini söylüyor. Aynı
ileride Füsuna yapacağı gibi.
-
Kemal
çantanın taklit olduğunu ve geri iade etmek istediğini söylemek için Füsunun
çalıştığı dükkana gittiğinde Füsun ağlamaya başlıyor ve Kemal nedense kolay
kolay hiç kimsenin yapmaycağı, sarılıp teselli yoluna gidiyor?
-
Füsun
ağladığımı kimseye söylemeyin” diyor. Kemal: “Biz sırdaşız Füsun” diyor. Ne
zaman sırdaş oldular?
-
Füsun
çantanın parasını nereye bırakayım diye sorduğunda. Kemalin aklına neden,
Masumiyet Apartmanı geliyor. Yani o an aklında Füsuna yapacaklarını belirlemiş.
Sibel aklının ucundan bile geçmiyor. Nasıl bir sevmekmiş bu. Bu yüzden de
Kemalin Füsuna olan sevgisinin de takıntı ve elde etme sevdasından öte
olmadığını düşünmüyorum. İleriki bölümlerde bu fikirimi doğruluyor.
-
Kemal
annesinden Merhamet Apartmanının anahtarını yazıhanenin çok yoğun olmasının ve
bundan dolayı çalışamamasının bahanesiyle istiyor. Sizce de çok sıradan ve
mantıksız bir bahane değil mi? Annesi yine uyanıyor ve bu kadar çalışma, dikkat
et, diyor. Ama yine de anahtarı veriyor.?
-
Ertesi
gün Kemal büyük bir heyecan ve hevesle saat 2 ile 4 arasında Füsunu bekliyor.
Bu ne yapay bir duygu seli? Bu sadece bir kaçamak, bir arzu.
-
3.gün
Sibel geliyor, Dakika 27:21, Sibel para zarfını verip gitmiyor, içeri giriyor,
konuşmalar duruyor, sessizlik oluyor ama zarfı vereyimde gideyim demiyor. Bu
kız Kemal ile nişanlısını görmemişmiydi? Bence bu durumun bir masumiyeti yok.
Sibele Kemal; bir zamanlar çocuktun, şimdi çok güzel bir genç kız olmuşsun
diyerek yüzünü okşuyor. Sibel gideyim numaraları yapıyor, Kemal gidip şemsiyeyi
saklıyor, Çay getiriyor, birkaç deneme daha, Sibel kaçıyor, şemsiyem nerede
diyor, Kemal oyalıyor. Üniversiteye hazırlanıyorsan derslerine yardım edeyim
falan diyor. Füsun nişanlısını hatırlatıyor. Füsun gitmek istediğini söylüyor
ve Kemalin hevesi kursağında kalıyor. İzlediklerime güldüm. Bu gelişme ve
sahneler çok yapay olmuş, basit kaçmış. Füsun, Kemalin niyetini anlamasına
rağmen neden tekrar o apartmana gitmiş, Füsunun da böyle bir şeye cesaret etmek
içinde varmış demek ki.
-
Ve
dizinin 36:26’ıncı dakikasında Füsun Kemalin kapısında beliriveriyor. E hani
Kemal abiydi. Ders çalışmaya mı gelmişti yoksa? He şemsiyesini almaya gelmiiişşş.
Bir anda yok olan şemsiye bulunmuştur diye gelmiş. E şemsiyeyi aldın git hadi. Kemal
hemen Füsunun dudaklarına yapışıyor. Füsun da karşılık veriyor? Tam Türk Filmi
deriz ya. İkisi de isteye isteye, bile bile bunu yapıyorlar. Sahiden
Masumiyetin Müzesi. Esasında Füsunun ruhi haliyeti başta Kemalden etkilenmiş
sonradan bir intikam planına mı dönüşmüş bir hal miydi anlayamadım, çözemedim.
Bir kadının iki farklı ve iki uçlarda olan ruh ve tavır haline (ayrılık öncesi –
ayrılık sonrası) şahit oldum, hangisi gerçekti anlayamadım.
-
Sonrasında
devamlı o dairede buluşmalar oluyor, Kemal her gün kıza yapışıyor, öpüşmekten,
sevişmekten soğuttu sahneler. “Merhaba, hadi yatağa” Kemal, “Çok Güzelsin”
diyor kıza yumuluyor. Anlamadım hislerini. Samimi de bulmadım.
-
İlk
bölümün 43:17’inci sahnesinde Kemalin nişanlısı, Kemalin keyifsizliğinin
nedenini soruyor. İlerleyen bölümlerde bir kere daha bu şekilde Kemale ne
olduğunu soruyor. Bundan başka da, bütün gün neredesin, gel buluşalım, gel öğle
yemeğine çıkalım…falan gibi bir atraksiyonda bulunmuyor. Hiç şüphelenmiyor,
bütün gün ne yapıyorsun diye soran yok?
-
Akşam
vakti Kemal apartman dairesine gidiyor, yatağa yatıp yatağı kokluyor falan.
Yine kimse Kemale neredeydin diyen yok.?
-
Kemal
46:22’de Füsunun içtiği ilk sigara izmaritini alıyor ve saklıyor. İlerideki
bölümlerde biblo, ruj, rende… falan ne bulduysa topluyor, Füsunu hatırlatsın
diye. Bu da hastalıklı geldi bana.
BÖLÜM
2
-
Füsun
apartman dairesine her geldiğinde değişik bir yüz ifadesi ve ruh haliyle
geliyor? Garip garip bakmalar falan. Kız ders çalışmaya gelmiş, adam oturduğu
yerden kaldırıyor haydaaa yine sevişmeye. Gereksiz ve kendini tekrar eden sahneler.
Bi’de, yarın aynı saatte gel, geç kalma diyor. Ya güldüm yani.
-
İkinci
bölüm 08:43’te Kemal, Sibel ile akşam yemeğinde. Hiçbir şey olmamış gibi. Şimdiden
ne olup bittiğini Sibele söylemesi gerekirken iyi rol kesiyor. Sevgi ve aşkın
yalan halini çok güzel yansıtıyor.
-
Kemal,
partilerde, toplu yemeklerde Sibel olmasına rağmen tek ve uzakta takılıyor.
Sibel yine hiçbir şeyden şüphelenmiyor. Anlıyor da, idare mi ediyor bilemedim,
öyleyse de bu durum iyi verilememiş.
-
Füsun,
şikayet ettiği şeyleri, Kemal ile yaşıyor. Burada Kemal uyanabilirdi, en
basitinden; “Bu kız bu tür şeyleri seviyor, bununla bir sonumuz olmaz” diye
düşünebilirdi. Dükkana gelen ve orada burada kendisine asılan zamparalardan
sıkıldığını söylüyor. Dükkana gelip giden bir evli bir iş adamıyla da aynı şeyi
yaşadığından bahsediyor. Sadece öpüşmüşler ama. Bir tutarsızlık var yani. Hayır
sadece öpüşmesinde değil. Bir benzerini daha önce de yaptığından.
-
28:24’te
Kemal nişanının davetli listesine Füsun ve ailesini yazdırıyor. Bu ne şimdi?
-
Füsun;
“Ben sana aşık oldum Kemal” derken onunla evlenebileceğini mi düşünüyordu
acaba. Kendisini nişanına davet etmişken. Komik valla.
BÖLÜM
3
-
04:46’da
apartman dairesine gelen Füsun, ağlayarak, “Sen benim küpemi buldun mu?” diyor.
“Küpeni bulamadım” cevabını alınca ayağa fırlayıp gitmeye kalkıyor. Bu sahneyi
de anlamlandıramadım.
-
07:01’de
Kemal Füsuna; “Seni matematik dersine çalıştırdığımı kimseye söyleme, sevgili
olduğumuzu anlarlar.” diyor. Ama ilerleyen bölümlerde Füsunun ailesi Matematik
dersi çalıştırdığı için ona teşekkür ediyor. Kız söylemiş ve aile kabul mü
etmiş oluyor, anlamadım.
-
08:34’te
yine bir bar sahnesi, Kemal kahrolmuş bir şekilde iki büklüm barda oturuyor.
Sibel başka bir köşede arkadaşlarına nişan planlarını anlatıyor. Kemale yine: “Ne
oluyor, ne bu halin” diye sormuyor?
-
Babasının
Kemali yemeğe çıkarıp onunla bilmediği şeyler paylaşması çok güzeldi. Adamcağız
ya onun bir şeyler çevirdiğini anladı, yada içine doğdu. Bir de Kemalin
yaptığının genetik bir miras olduğunu düşündürdü bana.
-
Füsun
gelen davetiyeyi görüyor ve kahroluyor, Kemale üniversite sınavını bahane edip
gelmeyeceğini söylüyor, ama nişan törenine gidiyor?
-
19:44’te
Kemal Nişanına çağırdığı Füsuna; “Küpeni de alıp anneni babanı görmeye
geleceğim.” diyor. Füsun da, “Bekliyorum” diyerek karşılık veriyor. Saçmalık
değil mi, adam nişanlanıyor, kız adamın bu söylediğine nasıl inanabiliyor?
-
40:45’te
Kemal Sibeli nişan töreninde koklaya koklaya güle oynaya öpüyor. Füsunda arka
masada onları izliyor? Neden üzüldü ki, ne bekliyordu? 41:42’de Kemal Füsuna
doğru pişmiş, pişmiş gülüyor. Yok artık.
BÖLÜM
4
-
14:19’da
Füsun ile Kemal burun buruna, yanak yanağa dans ediyor, Kemal Füsunun beline
sıkıca sarılıp kendine çekiyor. Kemalin abisi de saf saf; “Füsun ile dans etmen
iyi oldu.” diyor. Ama kimse bu ne ya demiyor. Bir de Kemal utanmadan aklından 13
saat sonra Füsuna ne yapacağını düşünüyor. Gel de gülme.
-
Sibel
kendisini alınan geri gönderdiği çantayı Füsunda görünce de şaşırmıyor,
şüphelenmiyor. Füsun laf sokuyor, yine anlamıyor. Ne saf, temiz kadınmışsın be?
-
Sahne
23:27, Kemal piknikte yine bunalımda, yine tek başına. Yahu kimin karısı,
nişanlısı, sevgilisi… olsa bir numara olduğunu anlar. Orhan abi tam Türk Filmi
tadında yazmışsın.
-
27:52’de
Kemal piknikte salıncağın üzerinde Sibele parmağını göstererek “Kan dinmiyor”
diyor. Sanırsın ki oluk oluk kan akıyor. J “Ben
Nişantaşındaki hastaneye gidip parmağıma dikiş attıracağım” diyor. Sibelcik de
önemli bir şey olmadığını görünce; “Akşama kadar bekleyemez misin” diye
soruyor. J Kemal efendi de sert bir şekilde
yaralı parmağını gösteriyor. JJJ Bir de, kalkmış, çocuk kandırır gibi;
“Sibel sen gelme” diyor. Ve artık sonunda; “Kemal neyin var” diye sorabiliyor.
-
Kemal
piknikten kaçıp Merhamet Apartmanında soluğu alıyor. Füsun gelir diye bekliyor.
Avucunu yalayınca. Özlemini Füsunun içtiği sigaraları koklayarak, kesme cam
şekerlik kapağının ucunu ağzına alarak gideriyor? JJJ
-
Uzaktan
akraba olan Kemal, Füsunun evine gidiyor. Kapıyı annesi açıyor. Anne, “Bu adam neden
çıka geldi, neden Füsunun peşine düştü” diye sorgulamıyor. Anne, Füsunun
imtihanının iyi geçmediğini söylüyor. (çok sevişmekten olmasın) Onu çok
hırpalamışsınız diyor. JJJ E hani Füsunun ailesi bilmeyecekti bu
özel dersleri? Anne; “Nişan gecesi de çok üzüldü tabi” derken ilişkilerini
bildiğini mi ima ediyor, biliyorsa da Kemale, “Sen kızıma ne yaptın” diye neden
çıkışmıyor?
-
36:40’ta
Kemal haritada Füsunu hatırlatan sokakları işaretliyor, bir daha oralardan
geçmemek için. J Bu ne ya J
-
Ailesiyle
birlikte taşınmış olan Füsunun boş evinde, duvar kağıdı, oyuncak bebek kolu,
misket, sifon zinciri’ni istifliyor? Bu bir hastalık olsa gerek. Klozetin içine
de bakıyor ama gördüğü şeyin Füsuna ait olup olmadığını ayırt edemiyor herhalde
almayıp bırakıyor.
BÖLÜM 5
- Bu
bölümün 07:04’üncü sahnesinde, Kemalin itirafı üzerine Sibelin isyan ve
üzüntüsünü izliyoruz. Biraz geç oldu.
- Kemal, Sibelin; “Onunla hala görüşüyor
musun?” sorusuna, “Kaybolup gitti, görüşmüyorum” diye cevap veriyor. Ben
Sibelin yerinde olsam, bu cevaba karşılık çekip gitmiştim. Yani kaybolup
gitmese, devam edecekti. “Elimde olmayan nedenlerle böyle oldu” demeye
getiriyor.
- 10:30’daki sahnede, Sibelin ilişkisini
kurtarma girişimini alkışlıyorum.
- 18:37’de Kemal hala Sibele; “Evleneceğiz,
çok mutlu olacağız, kızlarımız olacak” diyerek neden boş ümitler veriyor, ona neden
acı çektiriyor? Aklına Füsun kazılıyken, neden bile bile bunu yapıyor ve bu
ikilem uzayıp gidiyor?
- Kemal,
Sibel ile restorantta yemek yerken kalkıp arkadaşlarını telefonla arayarak
kendilerine eşlik etmeleri için çağrıyor. Telefonla konuşurken. Karşıdaki
Merhamet Apartmanına gözü takılıyor. Ve o apartmandaki daireye gidiyor. Sibel
restorantta masada habersiz bekliyor. Kemal restoranta döndüğünde
arkadaşlarının geldiğini, Sibel ile oturduklarını görüyor. Bu nasıl bir
durumdur? Tam bir patolojik vaka. O akşamın sabahında, Sibel ile Kemali evde
kahvaltı masasında görüyoruz. Bu normal mi sizce?
-
Sibel Parise gideceğini söylüyor, Kemal bayram ediyor. Düşüyor İstanbulda
Füsunu mahalle mahalle aramanın peşine?
-
Dizinin 49:50’inci sahnesinde Kemal iş yerine gelen bir mektup açıyor. Mektup
Füsundan; “Kemal abi, görüşmeyi çok istiyoruz, yemeğe bekleriz…” Haydaaa bu ne
perhiz bu ne lahana turşusu? Kemal abi mi? Canı yakılmış biri neden can yakan
birisini görmek ister? Bi’de, abi mi oldu şimdi. J İşte burada dizi bence başka bir şeye
evriliyor. Ve bundan sonrası bence çok gereksiz olmuş. Buralara girmeden
bitebilirdi. Bundan sonraki sahnelerde bambaşka bir Füsun görüyoruz. Başka bir
kişilik.
BÖLÜM
6
-
Evlenme teklifi niyetiyle 339 gün sonra Kemal, Füsunun yeni evine gidiyor.
Küçük bisikleti ve küpeyi almış, kapıya dayanmış. Aile Kemali kucaklıyor??? Ne
alaka? E neden kaçtınız o zaman. Süpriiiizzzz Füsun evlenmiş.
-
04:34’te Aile ve Füsunun eşi dışarıdan gelen sese camdan bakarlarken, masada
başbaşa kalan Füsun ve Kemal fıs fıs konuşuyorlar. Hatta Füsun ağlıyor bile. Kemal
de ağlıyor.J Aile masaya döndüğünde baba soruyor; “Ne
oldu kızım?” Füsun: “Mümtaz eniştemin cenazesine gidemediğim için hüngür hüngür
ağlıyorum.” Yersen. Hadi sen ağlıyorsun, Kemal neden ağlıyor? J Ya zorlamayın senaryoyu, patladı. J
- Kızın
kocası oradayken, Füsun Kemali yukarı çıkararak tuvaletin yerini gösteriyor?
Tarif etsen bulamayacak sanki. Kocası da ses çıkarmıyor?
-
Kemalcik tuvalete girer girmez, Füsunun olduğunu düşündüğü ruja yapışıyor.
Halbuki annesinin ruju da olabilir. Ruju kokluyor. Dudağına sürüyor. J Ve cebe indiriyor. J
-
Sahne 12:26. Kemal Füsunlara çat kapı gidiyor. Aile şaşkın. “Ne oldu Kemal bey”
diyorlar. Ama hala Füsun ile ne işin var demiyorlar. Kemal irmik helvasını
mideye indirip geldiği gibi bir anda çekip gidiyor. Giderken de; “Benim buraya
son gelişim” diye garip bir açıklama yapıyor. E mümkünse gelme. Evli barklı
kız. Bu adam neden gelip gidiyor demeniz lazım. E hani uzaktan akrabaydın? Bu
ne yakınlık şimdi? Haydaaa J
-
16:23’te Kemal ile karşılaşan Füsunun kocası hiç şaşırmıyor. Bu herif neden bizim
eve girip çıkıyor diye. Kemal sırf Füsunu rahat görebilmek için Füsunun eşine,
film işini düşünüyorum, bir akşam bu konuyu konuşalım mı? diyor. Kocası
seviniyor, uyanmıyor tabii.
-
17:35’inci sahnede Füsunu masada Türkan Şoray gibi görüyoruz. Bir havalar, bir afralar
- tafralar, bir artistlik, bir sigara içişler falan. Kocası Füsunun
oynayacağından bahsediyor. Haydaaa nerden çıktı bu şimdi? Meğerse Füsun oyuncu
olmak istiyormuş. O ana kadar Kemalin bile haberinin yok olduğunu anlıyoruz.
Burada bir bağlantı kopukluğu var. Neden bu halde Füsun? Ve oyunculuk tutkusu
nereden peydah oldu şimdi?
- 24:35’te
kapıda Füsunun Kemalin eline senaryoyu tutuşturup; “Ben sana güveniyorum Kemal”
demesinden sonra aldığı cevapla; “Sen bu filmi olmuş bil” işin aslı anlaşılıyor.
Füsunun kocası senaristmiş, film yapmak istiyormuş,para lazımmış, Kemal bu
yüzden çağrılmış. Bu ne gurursuzluk. Yoksa Füsunun intikamı mı? Ama ailenin bir
onuru yok mu? Nasıl böyle bir şeye alet olurlar? Ancak böyle bir şey Türk
Filmlerinde olur. Kemalin Füsuna olan zaafını bilmiyorlar mı? Füsunun evli
olduğunu görünce Kemalin ters bir hareketiyle karşılaşsalardı ne olacaktı? Akıl
ermiyor.
-
7 yıl on ay, Çukurcumadaki Füsunlara, ellerinde alışveriş fileleriyle gidiyor
Kemal? J
BÖLÜM
7
-
13:22’de
Füsunun annesi Kemale, Televizyonun üzerindeki köpek biblosunun kaybolduğunu
söyleyerek ona bir imada bulunuyor. Yine Kemal rahat durmamış. J İlerideki sahnelerde rendeyi de
götürdüğünü göreceğiz.
-
17:02,
Ferudun eve sarhoş geliyor ve Kemal ile Füsunun durumunu anlar konuşmalar
yapıyor. Filmi çektirdi, işi bitti, şimdi Füsun aklına geldi. Daha önce
anlamamıştı sanki. Para için sustu.
BÖLÜM
8
-
Pasaport
işlemlerinde Füsun gereksiz yere aksi davranışlar sergiliyor. Kemali tersliyor?
Vize işlemlerinde “Geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz? sorusuna da güceniyor. Sonra
da Kemale; “Evlenmekten de vazgeçtim, avrupaya gitmekten de” diyor? Ama Kemalin
Pasaportu eline verip Pariste bir otelde üç büyük oda ayırttığını duyunca
yelkenleri suya indiriyor.
-
25:10’da
Kemalin kafa sesini duyuyoruz. Füsunun memelerini okşayacağını, narin belini
tutacağını, kokusunu içine çekeceğini, aklının fikrinin Füsunun güzel
göğüslerinde olduğunu işitiyoruz. Ya bir kere de ruh güzelliğinden bahset, bir
kere de iyiliğiden bahset, yok. Aklı fikiri başından beri Füsunla yatıp
kalkmakta. Nasıl bu dizinin adı Masumiyet Müzesi anlamadım. Şimdi altı boş bir
şekilde bu izlediklerimizin tümünün çok duygusal olduğunu savunanlar olur. J
-
31:30’da
Kemalin Füsuna yüzük takmasının ardından Füsundaki memnuniyetsizlik ve
isteksizlik dikkat çekiyor. Bu gel git hallerine anlam veremiyorum? Ne
düşünüyor acaba? 41:21’de ve sonrasında da bu oluyor. Çekip gitmeler falan?
Adam dokuz yıl peşinden koşmuş, sonunda da yüzük takmış. “Senin gibiler
velenmez, evlenmezsin sen benle” diyerek saçmalıyor?
-
Füsun
Kemale; “Senin yüzünden hayatımı yaşayamadım, gerçekten artist olmak istiyorum
ben” diyor. Ya bu artistlik işi nereden çıktı, neden dizinin ilk bölümlerinde
az da olsa seyirciye bu verilmemişti acaba? Birden bire dizi yıldız olmak
isteyen birisinin tutkusuna dönüştü?
BÖLÜM
9
-
Füsunun
trafik kazasında ölümünü tasvir ederek anlatan Kemalin verdiği detayları da
itici buldum. “Füsun, göğsüne giren direksiyonla bir konserve kutusu gibi
katlanan arabanın içinde sıkışarak ölmüştü. Kafa kemikleri çökmüş, harikalarına
şaştığım beyninin zarı yırtılmıştı” ???
-
Kemal
insanlara, hikayesini eşyalar aracılığıyla anlatma gereğini neden duymuştu?
Keyif ve para onun tabi anlatır da, bu ihtiyacı neden hissetti, Füsunu
yaşatabilmek için mi?
-
Füsunun
ölümünün verdiği acıyı Kemalde göremedim. Çok büyük ve dayanılmaz bir acı
bekliyordum. Bunu verememişler bence.
-
Füsunun
da yaşadığı aile evini müze yapmak istediğini söyleyen Kemale annesinin verdiği
olumlu yanıt da şaşırttı beni. İlk başta nasıl olur dedi ama hemen yeni evi
duyunca ikna oldu. Bence kabul etmemeliydi. Orada kızı ve kocasının
hatıralarıyla yaşamalıydı.
-
Kemal
neden Füsuna olan o büyük aşkını yıllara yaymış? Neden Füsun ile evlenmemiş,
neden zamanında; “Ben bu kızı deli gibi seviyorum, önümde de hiçbir engel
tanımıyorum” deyip çekip almamış Füsunu? Anlamak mümkün değil!?
-
Kemal
Basmacı, Füsunun 50.yaş gününde ölmesi, beni üzdü.
“HERKES
BİLSİN ÇOK MUTLU BİR HAYAT YAŞADIM”


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder