yetiştirdiğiniz evladınızı bir halka olarak düşünürsek;bu bir zincirdir,bu uzun zincirin bir halkası zamanla paslanırsa zincir dağılır;bütünlük ve düzen bozulmuş olur.
daha dünyadan bir haberi olmayan yeni doğmuş bir insanın gelişimine dinlettiğiniz müziğinden tutunda yanında ettiğiniz muhabbetin bile etkisi olacaktır.bunun farkında olmayan öyle çok ebeveyn vardır ki ve sonra da kendisinin yetiştirdiği evladına dönüp şaşırarak ''bu çocuk ne böyle hiperaktif mi ne?'' diyen :) halbuki mayasını kendi hazırlamıştır anne-baba. kendilerinin başarısı yada başarısızlığı olacaktır ortaya çıkan sonuç.
belkide çocuk babasının annesine yanında bağırdığına yada annesini nasıl dövdüğüne şahit olmuştur.onların dışa vurumu elbette psikolojik olarak normal olmayacaktır çocuk üzerinde.
çocuğun ilgisini yönlendirecek olan anne-babadır;eline oynasın diye vereceği oyuncakta izletecekleri tv programlarının da çocuklarının gelişmesinde çok büyük rol oynayacaktır.bir de sıkıntıdan,işsizlikten,cahiliyetten yada kazayla,bilinçsizce çocuk dünyaya getiren çiftler vardır ki ; (erkek çocuk olana kadar eşini hamile bırakan ve tembihle çocuk sayısını veren büyüklerini dinleyen) onlarında ne verip veremeyeceği ortadadır.sokağa salarlar çocuklarını akşamda eve sokarlar.bu aile tipinde çocuğa yaklaşım bilinci sıfırdır; ne bir öğüt verilir,ne karşısına alıp konuşulur; ''doğmuştur Allah rıskını verir büyür gider'' işte.bu davranış biçimiyle büyüyen çocuk ileride toplum içinde diğerleriyle karşılaştığında hırçınlaşabilir,ona öyle öğretilmediğinden veya hiç öğretilmediğinden dolayı toplumun bazı doğrularını kabullenmesi zor olabilir. asosyal bir insan ortaya çıkmış olabilir.benim üzerine büyük hassasiyetle yaklaştığım konu ''bir insan yetiştirmenin büyük sorumluluğu ve önemidir.'' çünkü bir insanın yetiştirilme şekli inanın çok ileride belkide toplumun nasıl yol alacağında büyük etkisi olacaktır.bir zamanların sokakta top oynayan çocuğu ileride belki bir şirketin ''ceo''su belki bir ''okul müdürü'' belki bir ''parti lideri'' olacaktır.her zaman çocuklarımızı ilerinin doktoru,avukatı,müdürü,lideri olacakmış gibi yetiştirmeliyiz.
bir çocuğa ilkokulda ingilizce öğretmeye başlarsanız lisede o dili anadili gibi konuşur,başka dünya milletleriyle görüş paylaşabilecek bir ayrıcalığa sahip olur.bu kaçınılmaz bir gerçektir.eğer siz çocuğunuzu okula göndermezseniz kendi doğrularınızı ona aşılarsanız ancak o insan sizlerin yani ailesinin içerisinde mutlu olacaktır.başkalarının görüşünü kabul etmekte çok zorlanacaktır yada başkalarının fikrine saygı duymakta zorlanacaktır.başka bir örnek; çocuğunuzu meslek lisesine gönderirseniz müfredatta olan bir kaç meslekten birini seçmek zorunda kalıp istemediği bir işi öğrenme sancısı çekecektir yada erkeklerin olmadığı bir okula (kız lisesi) gönderirseniz evladınızı yine çocuğun bir tarafı eksik kalacaktır.
geçmişte kendi ailesinden öyle görmüş bir anne-baba kendi çocuğuna da aynı metodu kullanma yolunu daha güvenli buluyor ama çoğu zaman ''biz bunları görmedik bari benim evladım görsün'' demiyorlar.
çeşitli okul kategorileri var ; ''konservatuar'' ''imam hatip lisesi'' gibi.bu tercihler de yüzde kaç çocuğun görüşüne başvuruluyor yada çocuğun fikrinin ne kadar önemi oluyor? aile okul seçiminde nasıl çocuğuna fikir verip yönlendiriyor;bir uzman yardımı alıyor mu?
ne zaman bir insan tarafından yapılmış bir şey gözüme batsa, beni rahatsız eden ve üzen bir olaya rastlasam kendime hemen şunu soruyorum: ''BU İNSAN NASIL BİR ORTAMDA YETİŞTİ ACABA?'' baskı altında mı büyüdü? şiddet mi gördü? aile içi şiddet mi vardı? hiç şevkat görmedi mi? gibi sorular o başlığın altında takılı veriyor aklıma.
başkasının hakkını yiyen , adaletsiz davranan , yere tüküren , insan gibi hareket etmeyen , dedikodu yapan , iftira atan , ard niyetli olan , başkasının haklarına tecavüz eden , adam döven , ego sahibi olan , başkasının özgürlüğünü kısıtlayanların hemen mayasına bakarım,geçmişinde mutlaka bir döneminde bir arıza bulursunuz.onun sonucundadır bütün bu rahatsızlıklar.kişi psikolojik olarak ya bir şeylerin intikamını alıyordur yada o yıllarda ailesi tarafından öğretildiği sözde doğruların içinden kendini alamıyordur.çünkü bildiği başka bir doğru yoktur.kendine ait bir fikri yoktur.kendisine ait olduğunu zannettiği bu fikir ve davranışlar inanın onu yetiştirenlerin fikri-zikridir.
benim burada içimi buran çocuklarımızın bilinçsiz anne-babalar'ın elinde savrulup bir hiç olarak hayatlarını idame ettirme olasılığıdır.aslında hiç bir zaman kendilerine ait bir dünyalarının olamayacağı korkusudur.
insan sevme,hayvan sevme,yaşamayı sevme,kendini sevme bilincini yavrularına aşılayabilme sorumluluğunu sonuna kadar başarıyla yerine getirmiş ileri görüşlü anne babaların ellerinden öpüyor bu bilinçteki ailelerin çoğalmasını temenni ediyorum.
sizleri de seviyorum anne babacım......
''Cahil; yaşlı dahi olsa küçüktür, alim,küçük de olsa büyüktür.En koyu cehalet; hakkında hiçbir şey bilmediğin bir şeyi reddetmektir. İstediğin kadar oku, bilgine yakışır şekilde hareket etmezsen cahilsindir.''
BURAK KIRMIZITUNA VİDEOLARI İÇİN TIKLA
http://www.dailymotion.com/tr/relevance/search/burak+k%C4%B1rm%C4%B1z%C4%B1tuna/1


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder