Sayfa Görüntüleme Sayısı

27 Şubat 2020 Perşembe

BAK !


☺️Her şeyden rahatsız oluyorsun.☺️ Buralarda tek sen yaşıyormuşsun gibi her şeyi yapabileceğini sanıyorsun, rahatsız edici bir rahatlık, kendince umursamazlık içerisindesindesin, kendine her şeyi hak görüyorsun.☺️
Bildiklerin koca bir okyanus, bilmediğin yok.☺️Yanılmaksa ? Sen hiç yanılmadın ki değil mi ?
☺️Başarı; başkasının elindeyse, bu senin için mide kırampı demek, uykusuzluk demek, yutkunmak demek.
☺️Ne o rahatsız oldun ? İşine gelmedi tabii ama seni boşu boşuna övseydim, egonu okşasaydım benden iyisi olmazdı. Çoktan okumayı bile bırakmış olabilirsin bu satırları, şaşırmam, hiç başlamamış olmana da şaşırmam.☺️ Her şeye alaycı yaklaş ki bu gün de aç kalma, yoksa bunu yapmazsan en vitaminli besininden birini almamış olursun.☺️ Aynı senin davrandığın gibi sana davranıldığında bu senin için adeta ölümden beter oluyor; nasıl olur ki, sana kim böyle davranmaya cesaret edebilir ki, ısıramayacağın, itaat etmeyen biri nasıl olur da hala etrafında dolanmaya cesaret edebilir, karşına çıkabilir.☺️
"Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez" sloganlarından biri işte. Her hareketin çıkarına göre planlı.☺️
"Hep bana, hep ben, ben yağmur olup kimsenin tarlasına yağmam, yoksa çok şey kaybederim ama herkes beni sevecek, herkes benim için çalışacak, herkes benim için bir şeyler yapacak, saygı duyacak, söylediklerimi yapacak, pof poflayacak arkadaşım" şeklindeki düşüncelerini eyleme dökerken seni görmeye ihtiyacım yok zaten çok iyi biliyorum bunu. ☺️ Mutsuzsun☺️ Mutsuz etmek yine başlıca hedeflerinden biri. İş bozmak falan bütün bunlara bayılıyorsun ben de bu hallerine bayılıyorum☺️ Onu ona, bunu ona çekiştirmek, laf taşımak, tembihleri bozmak, en güzel et yemeğinden daha lezzetli senin için, tam dişine göre☺️
Rol yapmak ? Bukalemun gibisin mübarek, bir anda çok hassaslaşıyor, çok duygusal, şevkatli, vicdanlı olabilyorsun, timsah gözyaşları nadir döktüğün için gözyaşının ismi böyle temsili.
Ondan sonra kalk sen, doğum günlerinde kendin için güzel şeyler dile, hayatta en güzel şeylerin senin olmasına heveslen, yeni yılın kendin için çok güzel geçmesini iste, bayramlarda tebrikler paylaş ve de kalk benden kendin için iyi şeyler düşünmemi ve yapmamı bekle.Ayrıca bir de hakkımda merak içinde ol.😂
Bak👇






BURAK KIRMIZITUNA VİDEOLARI İÇİN TIKLA:


BURAK KIRMIZITUNA INSTAGRAM SAYFASI İÇİN TIKLA:




3 Şubat 2020 Pazartesi

VİRÜS







“Melek de sensin şeytan da, iyi de sensin kötü de, cennet de sensin cehennem de, kıyamet de sensin”



















BURAK KIRMIZITUNA VİDEOLARI İÇİN TIKLA:


BURAK KIRMIZITUNA INSTAGRAM SAYFASI İÇİN TIKLA:






2 Şubat 2020 Pazar

JOKER'i İZLEDİN Mİ ?









- Teyze Joker'i izledin mi ? Havyarı, konkeni ve binumum düğün, davet ve organizasyonlarda nefes almadan götürdüğün sıcak - soğuk kanapeleri, kuzu incikleri, şarapları bir kenara bırak artık film izle film. Sen amca Joker'i izledin mi? Patlattığın o açık büfelerde aç gözlülüğünü tavan yaptırmayı, ayağa hizmeti, zorunlu itaatkarlara ızdırap olmayı, doyuramadığın egonla milleti kullanarak ona buna hava atmayı, kes artık da sinemaya git. Ya sen cambaz, Joker'i izledin mi ? Bunlara yalakalık yapmaktan ve iş adı altında her şeyi toz pembe göstermekten ve normalleştirmekten utan artık evde de olsa film izle. Ve bu rahatların rahatını kuş tüyü yastık misali konforlayacak kişileri toplayan o bölümdeki samimiyetsizlik, biliyormusun; Joker sinema ödüllerini topluyor bundan haberin var mı ?

Put On A Happy Face - Joker

Critics' Choice Ödülleri - En İyi Erkek Oyuncu - Joaquin Phoenix

77. Altın Küre Ödülleri - En İyi Erkek Oyuncu - Joaquin Phoenix

Oscar (akademi Ödülleri) - En İyi Erkek Oyuncu - Joaquin Phoenix











BURAK KIRMIZITUNA VİDEOLARI İÇİN TIKLA:


BURAK KIRMIZITUNA INSTAGRAM SAYFASI İÇİN TIKLA:



15 Kasım 2019 Cuma

10 Haziran 2019 Pazartesi

SİVRİSİNEK

 

Sivrisinekler, yaz olması dolasıyla ben de daha bir iz bırakmış mahlukatlar. Sivrisinekler hakkında kısa bir araştırma yaptıktan sonra ne kadar işe yaramaz konusunda yanılmadığımı görmüş oldum.

Bilim adamları; sivrisinekler yok edilse hiçbir şekilde ekolojik dengenin bozulmayacağı ve yaşam döngüsün de herhangi bir bozulma olmayacağı görüşünde. Bazısı da sivrisineklerin tamamiyle yok edilmesinin mümkün olmayacağına kesin gözle bakarken, yok edilmesi olasılığını düşündüklerinde ne olacağını da bilmemekte.

‘’Orkide dahil bir sürü bitkinin polenlerini taşıyan sivrisinek, birçok hayvan türünün de besin kaynağı.  (National Geographıc)’’

‘’Örneğin erkek sivrisineklerin nektar yemesi, bazı sivrisinek türlerini tahılların ve orkide dahil çiçeklerin başlıca polen yayıcısı durumuna getiriyor.
Aynı şekilde, farklı yaşlarda dişi ve erkek sivrisinekler balık, kaplumbağa, yusufçuk, göçmen kuşlar ve yarasalar gibi bir sürü hayvana gıda kaynağı oluşturuyor. (
National Geographıc)’’

‘’Sivrisinek sıtmanın birincil taşıyıcısı. Sivrisinek ortadan kalkarsa sıtma da ortadan kalkar. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 2015 yılında 438 bin kişi sıtmadan öldü. Şimdiki Zika virüsü salgınına yol açan sivrisinek türleri, aynı zamanda deng virüsünün (yılda 22 bin ölüm) ve sarı hummanın da (yılda 30 bin ölüm) birincil taşıyıcısı. Ayrıca sivrisineklerin yol açtığı hastalıklardan etkilenenler sadece insanlar değil. 1800’lerden önce Hawaii adalarında sivrisinek yaşamadığından, buradaki yaban hayatının sivrisineklerin taşıdığı hastalıklara doğal direnci yoktu. Sivrisinekler gemilere atlayıp geldiğinde, yerli Hawaii kuş türlerinin çoğu çiçek hastalığı nedeniyle yok olmuştu. (National Geographıc)’’

Sivrisineklerin yararı hiç yok gibi, hayvanlara yem olmaktan, polen yaymaktan başka. Zaten bunları yapan sivrisinekten daha az zararlı hayvanlar var doğada. Ufak bir sivrisinek ısırığı diye bakmamak lazım olaya. Bir kere mikrop taşıyan bir hayvan. Canlı olan her şeye temas ediyor. Bizleri nefesimizdeki karbondioksitten buluyorlar. Ter onları cezbediyor. Terleyenlerin kanını daha çok seviyorlar. Taşıyıcı sivrisineklerin bir ısırığı, tehlikeli mikroplardan olan; Batı Nil virüsü, Deng Humması ve Sıtma yayıyor. 2003'te yayınlanan bir dergiye göreyse Büyük İskender sivrisinek ısırığı yüzünden ölmüş.

Şimdi gelelim asıl aklıma takılan soruya, ’’ Kan emen ve şu hayatta en az düzeyde bir şeylere bir faydası dokunan bir canlı neden var olur.’’

Kan emen, can yakan, hasta eden… Her şeyin bir açıklaması vardır değil mi ? Evet var; yukarıda okuduklarınız. O kadar.

Mesela düşünün hayvanlar dünyasında öldürmeden yaşayan bir canlı var mı ? Her biri yaşamak için bir diğerini öldürüyor. Doğanın düzeni mi böyle ? İyi ama neden ? Hayvanlar birbirlerini öldürmeden de beslenebilirlerdi. Hepsi daha uysal olabilirdi mesela. Neden olmadı ? Zarar veren şeyler neden var oldu ?
Hayvanlar iç güdüsel hareket ediyorlar (doğalarının gereği denir ya) insanlarsa yaptıkları tüm lüzumsuz ve kötü hareketlerini kendi karalarıyla (akıllarıyla,istekleriyle) yapıyorlar. İnsanlar puan almak yada kaybetmek için bir sınavdalar peki hayvanlar ?

Ailemde çok önemli büyük üzüntüler çoğaldığından beri bazı şeylere mantıklı açıklamalar bulmaya ve inceleyerek tadmin edici cevaplar aramaya başladım.

‘’ Nasıl ve Neden yani bir dakika ’’ diyorum duygularımla.

 




BURAK KIRMIZITUNA VİDEOLARI İÇİN TIKLA:

https://www.youtube.com/channel/UCJ00MRQcw097mj7VBdalwhw


BURAK KIRMIZITUNA INSTAGRAM SAYFASI İÇİN TIKLA:

https://www.instagram.com/kirmizitunaburak/

1 Mayıs 2019 Çarşamba

EMEK





Emeğin benim hayatımda gerçekten çok önemli bir yeri var. Bir ''Emek'' hareketinin içeriğinin hislerle oluştuğunu ve gerçekleştiğini düşünüyorum; ''Değer vermek'' ''Zaman Harcamak'' ''Yorulmak'' ''Mücadele Etmek'' ''Sevmek'' ''Önemsemek'' ''Yaşamaya Çabalamak'' gibi.
Geçmişte marangoz yanında da çalıştım, pazarda tezgahta da çalıştım, ankatörlük yaptım, fastfood personeli, mağaza tezgahtarı da oldum. Fakiri de bilirim, orta sınıfı da tanırım, çok zengini de.
Resmi olarak uzunca yıllar hizmet sektöründe görev almıştım. Çok lüks ortamlarda da görevim gereği bulundum ve böylelikle hayatı daha iyi ve de daha çabuk anladım. Çeşit çeşit insanlar tanıdım. Bu insanların aralarında fikir ve yaşam tarzı olarak çok derin uçurumlar olduğunu kavradım. İnsanları iyi ve doğru analiz etme tecrübesi kazandırdı bu iş bana. Çok nitelikli gözüken bir işim vardı ama herkesin farkında olduğu fakat yaşam şartlarından dolayı geçinebilmek için sindirmeye çalıştığı bir şey vardı: ''Şık bir köleden'' fazlası değildim. Gönlümden geçeni ve en azından emeklerimle tadmin olabileceğim şey için çok çırpındım: ''Müzik'' Çoğu işte ve durumda olduğu gibi emeğe saygının dibe vurduğu bir seçimde olsa bu, en azından olmam gereken yerde, olmam gereken şeyle birlikteydim. Tarifi cümlelerle zor anlatılan ve yaşayarak tecrübe edinilerek verilen emeğin hangi giysilerle ve ortamlarda verildiğinin hiç bir önemi yok aslında. Sadece, risklerin ve emeğin verildiği ortamların şartları değişiklik gösterebiliyor. Kalınılan zor durumlar, kolay geçmeyen saatler, mücadeleler ve sağlığınızdan bile olabileceğiniz olanaklar hep aynı.
Para ile dövülmek. Para için hayatınızın önemli bir bölümünü feda etmek ve karşılığını alamamak. Ya da biri için hayatınızın önemli bir bölümünü feda etmek ve yine nankörlükle karşılığını alamamak ne büyük haksızlık.



''Emek para kadar kolay harcanır.'' Uzun saatler çalışarak ve fikirlerinizle işinize bir şeyler katarak çok çalışırsınız ancak gün gelir, terfi başkasına verilir, maaşınıza zam yapılmaz, işten çıkarma durumlarında diğerleriyle adınız aynı listede yer alır, yöneticinin bir tanıdığı işe alınır ve o kişi iş yerinin en gözdesi oluverir birden. Mesai zamanlarında da çalışacak olan önde gelen isimler arasındasınızdır. İş yerinde verilen ve hakkınız olan yemekler yenmeyecek tatdadır. Ve maaşınızda yol ve yemek parası yoktur. Bence emek hırsızlığı en kötü vasıflar arasındadır. Görevini hakkıyla yapandan sakınmak ve hiç emek harcamayana vermek ne demektir. Birisinin omuzlarına basarak haksız bir kazanç sağlamak ne demektir. Hep bana, daha çok bana, ne demektir. Başkasının sırtından geçinip onun emeklerini hafife almak ne demektir.
Bir madende de çalışıyor olabilirsiniz, soğuklarda sokak sokak gezen bir temizlik görevlisi de olabilirsiniz. Bir hammal, bir pazarcı, bir hostes, bir uzun yol şoförü, bir memur, bir itfaiyeci, bir doktor.... ne iş yaparsanız yapın yada kime ne kadar emek harcadıysanız harcayın; benim için önemli olan emeğinizin ne kadar tadmin olduğu ve karşılığını bulduğudur.
Bir evlat için her şeyinizi vermişsinizdir ama o evlat verdiğiniz emeklere layık olamayabilir. Birini sevip emek vermiş, değer vermiş olabilirsiniz ve karşılığını aldatılarak almış olabilirsiniz.
Üretim yapılmış ve manen emek verilmiş şeyler ne kadar karşılığını alabiliyor, ne kadar değer  görüyor bu çok önemli.



Günümüzde yaşam savaşı çok daha çetin veriliyor. Değerler, hisler yok. Sadece ayakta durmaya çalışmak var. Emeğin tam olarak karşılık bulamaması yüzünden söyleyecekleriniz sınırlı ve kötü tahminler çokça. Bu noktada ''Neyin değeri var ki'' safhasına gelinmesi, temiz kalbiyle her şeye emek harcayan ''Emekçiler'' için çok üzücü.
Benim annem benim için büyük bir emekçidir, evlatları ve ailesi için yaptıkları sayfalara sığmaz. Aynı şekilde babam da; evini geçindirmek, çocuklarını layığıyla yetiştirebilmek için çok çabaladı, çok ter döktü. Eşim de büyük emektardır. İşinde çok özverili, çok fedakar, çok idareci aynı zamanda ilişkimiz için de öyledir.
Hayatımızın her anında ''emeğin'', ne kadar önemli olduğunu idrak etmiş olarak hareket etmemizi ve buna göre verilen emeklerin hayatımıza motive ve güzellikler  getirmesini diliyorum.
Yaşamında saf ve kıymetli emekler verecek olanları, vermiş olanları, vermeyi bekleyenleri sevgiyle selamlıyorum.

 
 
 
 
 
 
 
















BURAK KIRMIZITUNA VİDEOLARI İÇİN TIKLA:

https://www.youtube.com/channel/UCJ00MRQcw097mj7VBdalwhw

BURAK KIRMIZITUNA INSTAGRAM SAYFASI İÇİN TIKLA:

https://www.instagram.com/kirmizitunaburak/
 
 


13 Mart 2019 Çarşamba

MEKANLARIN BİR ŞARKICIYA SAHNE VERMEDEN ÖNCE YAPTIKLARI MUHABBETLER:




-         ‘’Sahne performanslarınızı mail adresimize gönderin, biz oradan seçip sahne veriyoruz’’

Her gün gelen yüzlerce mailden hangisini, ne kadar sağlıklı inceliyorsunuz, bir de bu maillere kim bakıyor? (Ki zamanında konuşulup mail atıldıktan sonra olumlu yada olumsuz geri dönülmemesi üzerine tekrar tel. ile geri döndüğümüzde: ‘’Pardon atlamışız’’ sözleriyle çok karşılaştık.) Menejerim yüz yüze sunum yapacağım diyor, randevu talep ediyor, karşıdan hala mail atın deniliyor? Hem saygısızlık, hem amatörlük bu.

-         ‘’Sahnenize getireceğiniz kitleniz var mı?’’

Sizin mekana gelen müşteriniz var mı? Ya nasıl bir mantıktır bu?: Müşterini ben getireceğim, senden para almadan şarkı söyleyeceğim, eğlendireceğim ve üstelik sana kendimi beğendireceğim, sende sadece dükkanını dolduklarıma yiyecek, içecek satarak para kazanacaksın öyle mi? Bana da senin kazancını etkilemeyecek şekilde ayrı bir kapı giriş ücreti belirleyeceksin, onu bana vereceksin oh ne ala. Yahu bana ne senin mekanının gelirinden, giderinden, menüsünden, fiyat listesinden… Bana (soliste) istediği parayı verip çıkarmak istersen, gelir programımı yapar, giderim. O parayı vermek istemezsen de çıkmam. Nerede görülmüş para almadan iş yapmak. Bu kadar açık.Senin para kazanıp kazanmayacağından ben mesul değilim ki. O senin ticari kaygın, dükkanının popüleritesinin net olmamasından kaynaklı.  Zaten iş yapan, oturmuş müşterisi olan, müşteri silkilasyonu olan bir yer bu beklentiye girmez. Bunu teklif eden mekanların hiç biri doğru düzgün iş yapamayan mekanlardır. Her şeyi soliste yükler, solisten bekler, yorulmadan, kısa ve kolay yoldan para kazanmak ister bu teklifli mekanlar. O gün mekanında, ne kadar su harcamışsın, ne kadar elektrik yakmışsın, tonmaister’a ne kadar para vereceksin, kaç personel çalıştıracaksın… bana ne !!! Ben mi düşüneceğim bunu ya. Ne kadar komik. Ben kendi işimden sorumluyum. Dükkanın sahibi yada işletmecisi ben miyim? Beni ne ilgilendirir bütün bunlar? İş yapamıyorsan endişilerin varsa kapa git o zaman. Yada biraz daha kesenin ağzını aç, ünlü bir ismi çıkar sahnene, o zaman mekan dolacak mı, dolmayacak mı endişesi yaşamazsın. Bir kere etik değil, normal değil (akla mantığa sığmıyor) Bana müşteri getir (müşterinle gel) sahneye çık. Yok ya ! Tercih işletmenin, no name isimlerle çalışıyorsan veya çalışmak istiyorsan, o zaman garanti kişi sayısı bekleyemezsin. Çıkarmak istediğin no name’i beğendiysen, güvendiysen, istediği parayı da verirsen; sahne verirsin, çıkarırsın. Bu kadar kolay. Tekrar söylüyorum: ‘’Bedava, kim ne iş yapar?’’ Kaldı ki günümüzde popüler isimlerin sahnelerinin bile tadminkar geçmediği çok oluyor. Mekanın endişesini neden sahneye çıkacak kişi çeksin, stres olsun. O kişi sanatçı. Sanatını icra etmekten sorumlu. O na ne işletmenin muhasebe defterinden.

-         ‘’Biz mekanımızda no name (tanınmamış isimler) çıkarmıyoruz’’

      Her şeyden önce tanınmamış yada az tanınan şarkıcı ve gruplar elbette şans verile verile, sahneye çıka çıka seslerini ve şarkılarını duyurabileceklerdir. Bunun önünün mekanlar tarafından kesilmesi yada haksızlıklarla sahne seçimlerinde hatalar yapılması nedendir? Bizim sahne görüşmelerimizde bir çok defa duyduğumuz cümledir bu: ‘’Biz mekanımızda no name (tanınmamış isimler) çıkarmıyoruz’’cümlesi. Sonra aylık program listelerine bakarız bunu diyen mekanların. Ve görürüz ki: Sima, Candan, Abdulkadir, Selma, Belma, Hasan, Hüseyin, Grup Karnıbahar, Grup Terminatör falan… E kardeş hani sen isimsiz şarkıcılarla çalışmıyordun. Bir de bunu söylediğinde şey deniliyor: ‘’O kişinin kaç takipçisi var biliyor musunuz’’ yahu o fake (sahte) takipçi sayılarını biliyoruz. Kişinin yirmi bin takipçisi var gözüküyor, paylaşımını on kişi beğeniyor. Bırakın bu masalları. Biz o çıkarmıyoruz dediğiniz ama çıkardığınız no namelerin çoğunun mekana kaç kişi getirdiğini de görmüştük. O zaman çok merak ediyorum ne hissettiğinizi. O yüzden her işte olduğu gibi, dayı-yeğen, ahpab-çavuş işi müziğe de çok güzel karıştırılmış. Adalet yine mumla aranır olmuş. Ama biz beğendik çıkardık derseniz ona bir şey diyemem tabii. O zaman şunu sorarım: ‘’Bize neden yer vermediniz sahnenizde?’’ ‘’Sizi beğenmedik’’ derseniz o zaman yine bir şey diyemem. Ancak bunun gerçek, samimi, adaletli ve doğru olmadığı konusunda endişeler taşırım. Çünkü iyi tartarım.

-         Müzik yapmayı bir iş olarak görün artık. Lay lay lom değil o işler. Siz dükkanınız için on kuruşu nasıl düşünüyorsanız. Solistte ona eşlik edenler ve kendisi için on kuruşu düşünüyor. Solist de şarkı söyleyerek ev geçindiriyor, siz dükkan işleterek. Orkestrada bulunan müzisyen arkadaşlar da hayatlarını sahneden kazanıyor. Sizin iş yapmayan mekanınızda çalarak orkestraya kişi başı kırk - elli lira paylaştırmak bir şarkıcı için ne kadar zor biliyor musunuz ? Bazı sahnelerde ben kazanç düşükse cebimden koyup orkestrama vermişliğim vardır. Ama bunu kaç defa, nereye kadar yaparım. Bir de neden yapayım ki? Çünkü doğru değil. Doğru olan mekanın bu parayı bize kazandırması, vermesi. Solist neden kapı parası gibi kurnaz bir sistemde her sahnede tedirgin olsun; bırakın kendisini, orkestranın parası çıkar mı, çıkmaz mı diye düşünsün. Sahneye çıkıldığı an para kazanıldığı an olması gerekmez mi? Ne kapısı? Ne kaç kişisi? Bu yüzden bir çok enstrümanist arkadaşlar sahne öncesi bütçe ne kadar diye sorarlar. Yani o akşamki sahneden alacakları net paranın miktarını öğrenmek isterler. Keşke söyleyebilsek. Solist tarafından ‘’Belli değil, gelen kişi başına göre ….. lira alacağız’’ demek kadar saçma bir şey var mı? Adam ne kadar para alacağını bilmeden neden sanatını  icra etsin. Siz ne kadar para kazanacağınızı bilmeden bir yerde çalışır mısınız?
 



 

 








BURAK KIRMIZITUNA VİDEOLARI İÇİN TIKLA:

https://www.youtube.com/channel/UCJ00MRQcw097mj7VBdalwhw