Sayfa Görüntüleme Sayısı

16 Ocak 2019 Çarşamba

NEDENSE KENDİSİNİ ÜZECEK ŞEYLER YAPMAYI SEVER İNSANOĞLU, AYNI YAĞLI YİYECEKLERİN SEVİLMESİ GİBİ







Ya bu kıskançlık halleri ne olacak ? Bir de trip durumları... Haklı nedenlerim var deyip abuk sabuk şeyleri öne sürerek trip yapma, hep kendinin haklı olduğunu düşünme halleri ? Söyleneni dinlememe, ''Ama ....'' diyerek, her dakika laf kesip, hep baskın olma atakları, nereye kadar ? Mutsuz eder insanı bu tür bir yaşayış. Hep durup dururken, kendi kendine, karşındakinin haberi olmadan kendini onunla yarışa sokmak yorar insanı. İki haset insanın yan yana gelerek, baş başa verip birbirlerini ağırlamaları da en tehlikeli birlikteliklerdendir. Kıskanarak kimse kimsenin mutluluğunu, başarısını engelleyemez. Tam tersine öyle aşikar belli oluyor ki bu durumlar, kıskanan, hasetlenen, egolanan kişi kendi kendisni ifşa ediyor esasında ister istemez. Ve de etrafı boşalıyor, kimsesi kalmıyor, yada çevresi aynı kendi tarzında, aynı hisleri karakterinde barındıran kişilerce dolu oluyor. Bir muhabbette oluyorlar ki sormayın.
Bir de; bu kişiliklerin karakterlerinde, kendilerince rahatsız oldukları şeyleri karşısındakinin yüzüne söyleyememe cesaretsizlikleri vardır ki hep içten içten, arkadan arkadan hasetlenme, çekememe ruhi haliyeti... Her ne kadar sizi çekemeseler de bu kişiler, zorlanarak durumu idare edip, bağlantıyı koparmadan, sizin hayatınızın devamını merak etme isteğinin karşı koyulmaz cezbine esir düşerler ve rahatsızlıklarını kimsenin yüzüne söylemeden hep etrafda yer alırlar, uzaktan da olsa. Diğer bir nedeni de esasında hislerinin (kıskançlık, hasetlik, çekememezlik,ego) yanlış olduğunu çok iyi bilmeleridir. Karşısındakine bunlarla gitme utancını hissederek o kişi yada kişilere kendince duydukları rahatsızlıkları asla söyleyemezler.
Çok haklı olduğunu düşünüyorsan canım, kendine güveniyorsan, ne hissediyor ve düşünüyorsan, söylersin o insana, hem sen rahatlarsın, hem de karşındakini mutlu edersin. Kimse üzülmez merak etme. Paylaşılır ne varsa, uzlaşılırsa uzlaşılır, olmadı herkes farklı yönlerde hayatını sürdürmeye devam eder.
Zaten şu da var; sen ben olamazsın, olmanı da istemem. Herkes, herkesin sahip olduğuna da sahip olamaz; o zaman hayatta "hazım etmeyi" becermeye çalışmak gerekir. Yapamıyorsan da kendini üzmeyecek, çok uzaklara gideceksin. Kıskanarak, hasetlenerek bir kişinin önü kesilebiliniyor mu ? Yo hayır. Zaten kişinin kısmetinde varsa, iyi bir insansa yada azimliyse er yada geç güzel şeyler hayatında oluyor ve başarıyor. Bu kıskananlara ne oluyor peki ? Her gün kendileriyle didişiyorlar, yazık. Bunun yerine örnek almayı yada ders çıkarmayı deneseler hayatları değişecek haberleri yok.
Çoğunlukla şunu görüyorum; ''Sen kimsin'' e getirilen haller uçuşuyor etrafta. Herkes paha biçilemez bir değerde olduğunu kendi kendine kabul ederek tavırlarında hadsizleşebiliyor. Başka bir kafada yaşayarak, o kafada davranabiliyorlar etraflarındakilere. Yahu peki ''Sen kimsin'' Bunu sorabildiğine yada davranışlarınla bunu hissetirme cesaretinde bulunabildiğine göre çok üstün bir varlık olduğun kanaatini getiriyorum ben. Ya o kadar ukalaşmaya gerek yok; çünkü alt tarafı bir insansın. Sınanan, yanlışlarının çok çok olduğu, doğaya, hayvanlara, kendi ırkına, her türlü mandiği gözü kapalı atan bir insan. Benim gözümde; vasfı, mesleği, maddi durumu v.b, o, bu, şu, herkes eşit. Bu yüzden benim için herkes aynı yerde. Bu noktada bu eşitlikte benim için; sadece saygı ve sevgi yüzdeleri farklılık gösterebilir. Herkese duyulan saygı ve sevgi insani güdülerin de etkisiyle zaten eşit olamaz. İnsan her şeyi eşit sevemez.
İnsanoğlu uslanmaz bir hal içersinde ve de ısrarlı. Ne laf, ne ibretlik şeyler, hiç bir şey ders olmuyor onlara. Kıymet bilmiyor, huzursuzluk çıkarmaktan ve mutsuz etmekten keyif alıyorlar. İnatla acımsızlaşıyorlar. Başkaları mutsuz olursa kendileri sakinleşiyor, ruhları huzura kavuşuyor.
Sigmund Freud şöyle söylemiş; ''Bir gün dönüp geriye baktığınızda, mücadelelerle geçen yılların en güzel dönemler olduğunu fark edersiniz'' Bu sözden benim anladığım; Hayatınızı artık ne kadar yapabilirseniz güzel şeylerle doldurun. Hayatınızı, boş, lüzumsuz ve kötü şeylerle meşgul ettiğinizde o meşguliyete harcadığınız zamanlarınızın en kıymetli dönemlerinizin olması gerektiği gerçeğini çok geç olunca anlayacaksınız. 

(Ayrıca bir dip not da eklemek isterim; şu facebook denen şey de çok şey gösterdi bana. Hiç ummayacağım bir kanaldan deneyimlemelerim oldu. Sonuçta o da hayatın içinden zaten öyle değil mi?)





















BURAK KIRMIZITUNA VİDEOLARI İÇİN TIKLA:



7 Ocak 2019 Pazartesi

‘HAYAT ARTIK BİLGE OLMA GEREKLİLİĞİNİ ŞART KOŞUYOR BİZLERE YOKSA HAYATIMIZ VE İŞİMİZ ÇOK ZOR’

 
 



Farkında mısın, insanlar hem mutlu huzurlu, bolluk bereket, aşk ve sağlık dolu bir hayat istiyor hem de küçük şeylerle uğraşıyor! Günlük hayatında, diğer insanlar gibi haklı çıkmaya, kendini kanıtlamaya, farklı gözükme çabalarına giriyorsan istediğin iletişimi yaşayamazsın, bunu biliyor muydun ?

Doğru sabır için akılcı sorular sorarak, bilinçli zihni yani aklını güçlendirip bu duygulardan çıkmalısın. İyi bir düşünce avcısı olup, nasıl ve ne düşündüğünü, iyi bir duygu kaşifi olup duygularını keşfetmeyi ve kontrolü elinde tutmayı, harekete geçmeyi öğrenerek bazı davranışlarını değiştirmen gerektiğini bilmelisin.

Hayata dair stres ve belirsizlik arttıkça bilinçaltı yönetimi ele geçirir. Bilinçaltı yönetimi ele geçirdimi kişinin tehlikede olduğuna dair otomatik düşünceler üretmeye başlar. Bilinçaltının yönetimi ele geçirdiğinde otomatik olarak duygularının ve düşüncelerinin devrede olduğunu ve seni esir aldığını unutmamalısın. Sen duygularının ve gerçekçi olmayan düşüncelerinin esiri olmayınca öfken de azalacak, öfken azaldıkça sevgiye döneşeceksin, sevgiye dönüştükçe hayalini kurduğun hayatı yaşayacaksın.

-         Bundan sonraki yaşam sürecimde olayları iyi kötü diye değerlendirmeden, yaşadıklarımı olduğu gibi kabul etmeliyim yani ? İçimden nefret, kin gibi duygular geçse de bunların her insanın içinde olduğunu, yaşamın amacının zaten onları sevgiyle kucaklayabilmek becerisi olduğunu hatırlamalıyım.

-         Evet, en önemlisi de ilahi düzene verdiğin duyguların sana aynı oranda geri geldiğini hatırlamalı ve saf sevgide kalmalısın. Kötü duygular yayıyorsan kötü şeyler çekiyorsun. Kural çok basit. Sen hastalıklı deneyimler yaratıyorsun sürekli. Çünkü bu hayatta her ne olduysan öyle olmak istediğin için oldun. Zengin yada fakir, başarılı yada başarısız, evli yada bekar, güvenli yada güvensiz isen bunu sen böyle yaptın. Sorunların için hep dışındaki şeyleri suçladın. Sorumluluğu üstlendiğinde her şey senin kendine çektiğini kavradığında intikam duygundan, nefretinden kurtulacak ve huzura ereceksin. Sürekli kafam karışık diyorsun, peki kafanı kim karıştırdı ? Sorumluluğu üstlen. Onu sen karıştırdın. Her şeyin sorumulusu ve nedeni: ‘’Sensin’’                  

‘’Ne elinizden gidene ne de başınıza gelene üzülün’’

Yaratan; güçlenmem, kendim olmam ve ona yaklaşmam için istedi ve bu yüzden bu deneyimleri ‘’Ben çektim, ben istedim ve ben yaşadım’’dediğinde, artık suçluluk ya da başarısızlık diye bir şey olmaz; başarı olur, bilgelik olur.
 
Hayat Cesurlara Torpil Geçer
Bircan Yıldırım






BURAK KIRMIZITUNA VİDEOLARI İÇİN TIKLA: